Derinlerden
Birde tanıdığını hissetmek. Biliyorum ben bu insanı, bu o işte. Çok yakın, hep içimdeydi sanki. Gitmesin, yanımda kalsın hep. Farkında olmadan geçen zaman, sonra hayranlık. Sonsuza kadar o insanı izleme isteği, gitmesin hiç gözümün önünden. Kabul etmek bir de. Hayatında tek cevap olması 'tamam'. Boşluğa atlamak ama güvende olduğunu bilmek. Hayatını bir kutuya koyup, "al artık bu senin" demek. Bilmem daha birçok şey belki de...
Posted by Emrah Kara | zaman: 10:26 | 0 yorum
Maradona
Bir gün Maradona'ya sormuşlar "Fenerbahçe'yi tanıyomusunuz" diye ... Demiş ki o kim Galatasaray'da mı oynuyor?
Posted by Emrah Kara | zaman: 02:41 | 0 yorum
Zoraki
Bugün yaptığım işten soğudum biraz. Ama kimseyi suçlamıyorum. Yaptıklarımın geri çevirilmesi benim hatamdan kaynaklanıyor. Devamlı yeni fikirler üretmek zorundayım, yaratıcı fikirler...Aksine sıradan bir iş yapınca ve üstüne onu aptalca savununca moralim bozuldu. Bozulur tabi! Neyi yanlış yaptığımı düşünmeden kötü bir şeyin üstüne devam etmemeyi öğrendim bu sayede. Kendime yetiyorum sandım ama kendime asla yetmiyorum. Sormaya, not almaya ve dinlemeye ihtiyacım var. Şuna seviniyorum; en azından kendimi görebiliyorum. Niceleri çoktan art direktörü suçlardı. Her zaman eğlenceli işler gelmiyor. Önemli olan sıradan işleri de eğlenceli hale getirmek. Erencan bey'in "beni şaşırt" diyen tavrını unutmam asla. En sonunda elindeki kahve bardağının içine bakıp derin bir nefes aldı ve odasına gitti. Çok boktan hissettim. Neyse ki sonra ağzıyla bateri efekti yaparak ve hayali bagetleriyle ritim tutarak dışarı fırladı:) İşe değil adama adapte olmuşum, öyle görünce ne rahatladım ama.
Posted by Emrah Kara | zaman: 10:40 | 0 yorum

